İçeriğe geç
Kubilay Kenan
Ücretsiz · 1.388 kelime

YDS ve YÖKDİL Kelime Sözlüğü

Well-Done'daki 1.388 kelimenin hepsi: Türkçe anlamı, eş anlamlıları, akademik bir örnek cümle ve çevirisi, sık geçtiği kalıplar. 1.211 kelimenin ÖSYM'de hangi sınavda çıktığını, 354 kelimenin hangi oturumda doğru cevap olduğunu da görebilirsin.

Günün kelimesi

ControversyisimÖSYM'de 4 kez · 2 kez cevap

Anlaşmazlık, tartışma, fikir ayrılığı

The government's decision to increase taxes on basic food items has caused widespread public controversy.

Hükümetin temel gıda maddelerindeki vergileri artırma kararı, halk arasında yaygın bir tartışmaya (anlaşmazlığa) neden olmuştur.

Sırala:

Sözlük yükleniyor…

Sözlük nasıl hazırlandı?

Kelimeler iki kaynaktan geliyor: ÖSYM'nin 2014–2026 arasında yayımladığı 157 YDS, e-YDS, YÖKDİL ve YDT oturumundaki kelime sorularının şıkları ve bu sınavların okuma parçalarında sık geçen akademik kelimeler. Her kelimenin anlamını, eş anlamlılarını ve örnek cümlesini tek tek kontrol ettim; örnek cümleler sınavdaki akademik dile yakın yazıldı.

Nasıl çalışmalı?

Önce "ÖSYM'de en çok çıkan" sıralamasıyla başla: birkaç kez şıklarda yer almış kelimeler yine gelir. Bilmediğin kelimeyi örnek cümlesiyle birlikte sesli oku, kalıbını not et. Kelime sayfalarının adresini arkadaşına da gönderebilirsin.

Tüm kelimeler (A–Z)

A 132 kelime

Abandon Terk etmek, bırakmak · Abandonment Terk etme, terk edilme · Abide by (Kurala, yasaya) uymak, riayet etmek · Abiding Kalıcı, süregelen, sürekli (duygu, ilgi vb.) · Abolition Kaldırılma, ilga, yürürlükten kaldırma (yasa, uygulama, kurum) · Abrupt Ani, beklenmedik · Abruptly Aniden, birdenbire · Absence Yokluk, bulunmama, eksiklik · Absorption Emilim, soğurma · Abstention (oylamada) çekimser kalma, çekimser oy · Abundance Bolluk, çokluk, bereket · Abundant Bol, bereketli · Abundantly Bol bol, bolca · Abuse Kötüye kullanmak, suistimal etmek · Accelerate Hızlandırmak · Acceleration Hızlanma, ivmelenme · Acceptability Kabul edilebilirlik · Acceptance Kabul, kabullenme · Accessible Erişilebilir, ulaşılabilir · Accidentally Kazara, yanlışlıkla · Accomplish Başarmak, gerçekleştirmek, tamamlamak · Accomplished Usta, yetenekli, becerikli · Account for Açıklamak, (bir miktarı/oranı) oluşturmak, -den sorumlu olmak · Accountability Sorumluluk, hesap verebilirlik. · Accumulate Biriktirmek · Accumulation Birikim, birikme, yığılma · Accuracy Doğruluk, kesinlik, isabet · Accurate Doğru, kesin, hatasız · Accurately Doğru bir şekilde, tam olarak, kesin olarak · Accusation Suçlama, itham · Achievable Ulaşılabilir, başarılabilir, gerçekleştirilebilir · Achieve Başarmak, elde etmek · Achievement Başarı · Acknowledge Kabul etmek, itiraf etmek, tanımak · Acquire Edinmek, kazanmak, elde etmek · Acquisition Edinim, kazanç, satın alma (şirket/bilgi) · Adaptable Uyum sağlayabilen, uyarlanabilir, esnek · Address (bir sorunu) ele almak, çözmeye çalışmak · Adequacy Yeterlilik, yeterli olma · Adequate Yeterli, kâfi · Adequately Yeterli bir şekilde, gerektiği gibi, uygun olarak · Adhere to (Kurala, inanca, sözleşmeye) uymak, sıkı sıkıya bağlı kalmak · Adherence Bağlılık, uyma, sadık kalma (kurala, plana, tedaviye) · Adjustment Ayarlama, düzenleme · Administer (İlaç, tedavi veya aşı) Uygulamak, vermek. · Admirably Takdire değer biçimde, hayranlık uyandıracak şekilde · Admiration Hayranlık, beğeni, takdir · Admire Hayran olmak, takdir etmek · Admissible Kabul edilebilir, geçerli (özellikle mahkemede delil olarak) · Admission Kabul, giriş (okula, hastaneye vb.) · Admit Kabul etmek, itiraf etmek · Adopt Benimsemek, kabul etmek (yöntem, politika) · Adoption Benimseme, kabul etme · Advance İlerleme, gelişme · Advent Ortaya çıkış, geliş, doğuş (önemli bir buluş, dönem vb.) · Adversely Olumsuz yönde, kötü bir şekilde · Adversity Sıkıntı, zorluk, talihsizlik, kem talih. · Advocate Savunmak, desteklemek (bir fikir veya politikayı) · Affordable (fiyatı) karşılanabilir, uygun fiyatlı, ekonomik · Aggravate Ağırlaştırmak, kötüleştirmek, şiddetlendirmek · Aim at -e yönelik olmak (be aimed at) · Alienate Yabancılaştırmak, soğutmak, (kendinden) uzaklaştırmak · Alienation Yabancılaşma, soğuma, uzaklaşma · Align with İle uyumlu olmak, örtüşmek · Allegedly İddiaya göre, söylendiğine göre, güya · Alleviate Hafifletmek, dindirmek (acı, sıkıntı vb.) · Alleviation Hafifletme, azaltma, yatıştırma (acı, yoksulluk, sorun) · Alliance İttifak, birlik, iş birliği · Allocate Tahsis etmek, ayırmak (kaynak, bütçe vb.) · Allocation Tahsis, paylaştırma, bölüştürme · Alter Değiştirmek, değişikliğe uğramak · Alteration Değişiklik, değiştirme (yapıda ya da düzende) · Alternatively Alternatif olarak, bunun yerine · Ambiguity Belirsizlik, muğlaklık, iki anlamlılık · Ambiguous Belirsiz, muğlak, iki anlamlı · Ambiguously Belirsiz bir şekilde, muğlak biçimde, iki anlamlı olarak · Ambivalent Kararsız, çelişkili duyguları olan · Amendment Değişiklik, düzeltme (yasa, belge vb. üzerinde) · Amount to (toplamı) …e ulaşmak, …i bulmak · Ample Bol, fazlasıyla yeterli, geniş · Amplify Güçlendirmek, artırmak, büyütmek · Amusingly Eğlenceli bir şekilde, komik biçimde, güldürecek şekilde · Anomalously Anormal bir şekilde, alışılmadık biçimde · Anticipation Beklenti, bekleyiş · Anxious Endişeli, kaygılı, huzursuz · Appeal Çekicilik, cazibe · Appearance Ortaya çıkış, belirme · Applicability Uygulanabilirlik, geçerlilik · Applicable Uygulanabilir, geçerli · Application Uygulama · Apply Uygulamak · Appraisal Değerlendirme, takdir · Appraise Değerlendirmek · Appreciate Takdir etmek, değerini bilmek · Apprehension 1. Endişe, kaygı · Approach Yaklaşım, yöntem · Appropriate Uygun, yerinde, münasip · Appropriately Uygun bir şekilde, yerinde olarak, gerektiği gibi · Approve Onaylamak, uygun bulmak · Approximation Yaklaşık değer, kaba tahmin · Arbitrarily Keyfi olarak, rastgele · Arbitrary Keyfi, rastgele · Ardently Hararetle, ateşli bir şekilde, tutkuyla · Arduous Güç, çetin, çok zahmetli · Arguably Denebilir ki, belki de · Arise Ortaya çıkmak, doğmak, baş göstermek · Artificial Yapay, suni · Artificially Yapay olarak, suni biçimde · Ascribe -e atfetmek, -e bağlamak (neden veya kaynak olarak) · Ascribe to -e atfetmek, -e bağlamak (neden veya kaynak olarak) · Assemble Bir araya getirmek, toplamak · Assertion İddia, sav, öne sürme · Assertive Kendine güvenen, girişken, iddialı · Assess Değerlendirmek, ölçmek · Assessment Değerlendirme, ölçme · Assimilate Özümsemek, benimsemek, entegre etmek/olmak · Association İlişki, bağlantı, ilişkilendirme · Assumption Varsayım, farz etme · Assurance Güvence, teminat · Astonished Hayrete düşmüş, çok şaşırmış · Attach İliştirmek, eklemek, bağlamak · Attain Ulaşmak, erişmek, elde etmek · Attainable Ulaşılabilir, erişilebilir, elde edilebilir · Attempt Girişim, deneme, teşebbüs · Attributable (bir şeye) bağlanabilir, atfedilebilir · Attribute (Bir nedene) bağlamak, atfetmek, yormak (+ to ile kullanılır). · Availability Bulunabilirlik, erişilebilirlik · Available Mevcut, elde edilebilir, bulunabilir · Aversion Tiksinme, şiddetli isteksizlik, kaçınma · Avoid Kaçınmak, sakınmak · Avoidable Önlenebilir, kaçınılabilir · Avoidance Kaçınma, sakınma, uzak durma

B 29 kelime

Back up Desteklemek · Baffle Şaşkına çevirmek, aklını karıştırmak, hayrete düşürmek · Balance Denge · Bargain Anlaşma, pazarlık · Bargain for Hesaba katmak, beklemek, öngörmek (genellikle olumsuz cümlede) · Bear out Doğrulamak, teyit etmek · Beneficial Yararlı, faydalı, olumlu etkisi olan · Benefit Fayda sağlamak, yararlanmak · Bias Önyargı, taraflılık, eğilim · Bizarre Tuhaf, garip, acayip, alışılmadık · Boost Artırmak, desteklemek, güçlendirmek, canlandırmak · Break down Parçalamak, ayrıştırmak (madde) · Break in (bir yere) zorla girmek · Break into (Piyasaya, alana) girmek · Break off İlişkiyi kesmek, sonlandırmak, (parça) koparmak · Break out Patlak vermek, aniden başlamak (savaş, yangın, salgın vb.) · Break through Engeli aşmak, büyük bir başarı/buluş gerçekleştirmek · Breakdown Çöküş, bozulma, arıza · Breakthrough Önemli buluş, dönüm noktası · Breeding Üreme, çiftleşme · Bring about Sebep olmak, (değişime vb.) yol açmak · Bring along Yanında getirmek, beraberinde getirmek · Bring down (Fiyat, oran, sayı) düşürmek, azaltmak · Bring in (Yasa, kural, uygulama) getirmek, yürürlüğe koymak · Bring on (Hastalık, kriz, ağrı vb.) Neden olmak, tetiklemek, beraberinde getirmek. · Bring out (Bir özelliği) ortaya çıkarmak, belirginleştirmek · Bring up Gündeme getirmek · Broadly Genel olarak, kabaca, ana hatlarıyla · Build on (Bir şeyi) temel almak, üzerine inşa etmek

C 155 kelime

Calculation Hesaplama, hesap · Call for Gerektirmek · Call off İptal etmek · Call on (Birini, bir kurumu bir şey yapmaya) çağırmak, davet etmek · Capability Yetenek, kabiliyet, kapasite · Capricious Değişken, maymun iştahlı, öngörülemeyen · Captivity Esaret, tutsaklık · Capture Yakalamak, ele geçirmek · Carry away (Genellikle edilgen) kendini kaptırmak, heyecana kapılıp aşırıya kaçmak · Carry on Sürdürmek, devam etmek · Carry out Uygulamak, yürütmek, (görev, deney vb.) yapmak · Casually Gelişigüzel, üzerinde fazla düşünmeden, üstünkörü · Casualty (Kaza, savaş, afette) kayıp, ölü ya da yaralı · Catalyst Katalizör, tetikleyici, hızlandırıcı unsur · Catch on Popüler olmak · Catch up on (Geride kalan iş, uyku vb.) telafi etmek, açığı kapatmak · Cause Neden, sebep, etken · Cautionary Uyarıcı, ibret verici, ders niteliğinde · Cautious Temkinli, ihtiyatlı, dikkatli · Cautiously Temkinli bir şekilde, ihtiyatla, dikkatle · Ceaseless Aralıksız, durmak bilmeyen, sonu gelmeyen · Centre on (Bir konu üzerinde) yoğunlaşmak, odaklanmak · Cessation Durma, kesilme, son bulma · Challenge Zorluk, güçlük, sınama · Challenging Zorlayıcı, güç, çaba gerektiren · Changeable Değişken, değişebilen, istikrarsız · Chronic Kronik, müzmin, süreğen · Classification Sınıflandırma, tasnif · Clearly Açıkça, net bir şekilde · Coercion Baskı, zorlama, tehdit (özellikle siyaset, sosyoloji ve hukukta). · Coherently Tutarlı bir şekilde, mantıklı ve anlaşılır biçimde · Coincidence Tesadüf, rastlantı · Coincidentally Tesadüfen, rastlantı eseri · Collaboration İş birliği, ortak çalışma · Collapse Çöküş, çökme, yıkılma · Collision Çarpışma, çarpma · Come across Rastlamak, tesadüfen karşılaşmak · Come along (Fırsat, yenilik) ortaya çıkmak, belirmek · Come down with (Hastalığa) yakalanmak, yatağa düşmek · Come in (Haber, rapor, başvuru) gelmek, ulaşmak · Come over (Başka bir yerden, ülkeden) gelmek · Come through (Zor bir durumu, hastalığı) atlatmak, sağ salim çıkmak · Come up with Fikir üretmek, çözüm bulmak, ileri sürmek · Command Emir, komut · Commitment Bağlılık, adanmışlık · Comparable (Bir şeyle) karşılaştırılabilir, benzer, denk · Compatible Uyumlu, bağdaşabilir, birbirine uygun · Compelling İkna edici, zorunlu, merak uyandırıcı · Compellingly İkna edici bir şekilde, inandırıcı biçimde · Compensate Telafi etmek, karşılamak, dengelemek · Compensate for Telafi etmek, açığını kapatmak, (bir kaybı) karşılamak · Compensation Tazminat · Compete Rekabet etmek, yarışmak · Competence Yeterlilik, yetkinlik · Competent Yetkin, ehil, yeterli · Competition Rekabet · Competitive Rekabetçi, rekabet gücü yüksek · Competitively Rekabetçi bir şekilde, rekabet ederek · Compilation Derleme, toplama (bilgi, veri) · Compile Derlemek, toplamak · Complain Şikâyet etmek, yakınmak · Complaint Şikâyet, yakınma · Complementary Tamamlayıcı, birbirini tamamlayan · Complexity Karmaşıklık, karmaşıklık derecesi · Compliance Uyum, riayet (yasa, kural veya standartlara uyma durumu). · Compliant (Kurala, standarda) uygun, uyumlu · Compliment İltifat, övgü · Component Bileşen, parça, öğe, unsur · Composition Bileşim, yapı, oluşum · Comprehension Kavrama, anlama · Comprehensive Kapsamlı, geniş çaplı, detaylı · Comprehensively Kapsamlı bir şekilde, etraflıca, eksiksiz biçimde · Comprise Oluşturmak, -den meydana gelmek · Compromise Uzlaşma, orta yol, uzlaşı · Compulsion (İçten gelen) karşı konulamaz dürtü, istek · Compulsorily Zorunlu olarak, mecburi olarak · Compulsory Zorunlu, mecburi · Conceal Gizlemek, saklamak, örtbas etmek · Conceive Tasarlamak, (fikir) geliştirmek · Concern Endişe, kaygı · Concession Taviz, ödün · Conciliation Uzlaştırma, arabuluculuk · Concisely Kısa ve öz bir şekilde, özlü biçimde · Conclusively Kesin olarak, nihai bir sonuca vararak · Concurrently Eş zamanlı olarak, aynı anda · Conducive Olanak sağlayan, elverişli, uygun · Conduct (Araştırma, deney, anket) yürütmek, yapmak, gerçekleştirmek · Confidential Gizli, mahrem · Configuration Yapılandırma, düzen, dizilim · Confine Sınırlamak, kısıtlamak · Confirmation Doğrulama, teyit, onay · Conflict Çatışma, anlaşmazlık · Conflicting Çelişkili, birbiriyle çatışan, uyuşmayan · Conform to (Kurala, standarda, beklentiye) uymak, uygun olmak · Conformity (Kurala, standarda) uygunluk, uyum · Confrontation Çatışma, karşı karşıya gelme, çekişme · Confusion Karışıklık, kargaşa · Conjure up (Zihinde) canlandırmak, çağrıştırmak, akla getirmek · Consecutively Art arda, birbirini takiben · Consensus Fikir birliği, uzlaşı · Consequence Sonuç, etki · Consequent (Bir şeyin) sonucu olan, ondan kaynaklanan, ardından gelen · Consequently Sonuç olarak, bu nedenle, dolayısıyla · Conservation (Doğa, kaynak, yapı) koruma, muhafaza · Consider Göz önünde bulundurmak, dikkate almak · Consist of -den oluşmak, meydana gelmek · Consistency Tutarlılık, istikrar · Consistent Tutarlı, istikrarlı, sürekli · Consistently Tutarlı bir şekilde · Consolidate Birleştirmek, güçlendirmek, sağlamlaştırmak · Conspicuously Gözle görülür biçimde, dikkat çekecek şekilde · Conspire Komplo kurmak, gizlice anlaşmak · Constantly Sürekli, devamlı, durmadan · Constitute Oluşturmak, teşkil etmek · Constrain Kısıtlamak, sınırlamak · Constraint Kısıtlama, sınırlama, engel · Construction İnşaat, yapım, inşa · Constructive Yapıcı, olumlu, geliştirici · Constructively Yapıcı bir şekilde, olumlu katkı sağlayarak · Consult Danışmak, fikrine başvurmak · Contagious Bulaşıcı (temas veya hava yoluyla insandan insana geçen). · Contain İçermek, kapsamak · Contend İleri sürmek, iddia etmek · Contentious Tartışmalı, çekişmeli · Contradict Çelişmek, aksini söylemek, yalanlamak · Contradiction Çelişki, tutarsızlık · Contribution Katkı · Controversial Tartışmalı · Controversially Tartışma yaratacak biçimde, tartışmalı bir şekilde · Controversy Anlaşmazlık, tartışma, fikir ayrılığı · Convenience Kolaylık, rahatlık, uygunluk · Convenient Uygun, elverişli · Conveniently Uygun bir şekilde, elverişli biçimde · Convention Gelenek, teamül, alışılagelmiş kural · Conventional Geleneksel, alışılagelmiş · Conventionally Geleneksel olarak, alışılagelmiş biçimde · Conversion Dönüştürme, dönüşüm · Convert into -e dönüştürmek, -e çevirmek · Convertible Dönüştürülebilir, çevrilebilir · Convey İletmek, aktarmak, taşımak · Cope with Başa çıkmak, (sorunlarla) üstesinden gelmek · Correlation Korelasyon, karşılıklı ilişki, bağıntı · Correspondence Yazışma, mektuplaşma · Corrupt Yozlaşmış, rüşvetçi, ahlaken bozuk · Corruptible Yozlaşabilir, rüşvetle satın alınabilir · Corruption Yolsuzluk, rüşvetçilik · Count against (birinin) aleyhine olmak, dezavantaj oluşturmak · Covertly Gizlice, el altından · Credible İnanılır, güvenilir, akla yatkın · Credit with (bir başarıyı, buluşu) -e mal etmek, -e atfetmek · Crucial Çok önemli, hayati, kritik · Cultivate (toprağı) işlemek, (bitki) yetiştirmek · Curtail Kısıtlamak, azaltmak, kısa kesmek · Cut down on Azaltmak, kısmak (tüketimi) · Cut off (bağlantı, erişim, ikmal) kesmek

D 130 kelime

Deal with Ele almak, ilgilenmek · Debatable Tartışmalı, tartışmaya açık, kesin olmayan · Debilitating (hastalık) güçten düşüren, zayıf düşüren, kişiyi ciddi biçimde kısıtlayan · Deception Aldatma, kandırma, hile · Deceptive Yanıltıcı, aldatıcı · Deceptively Aldatıcı bir şekilde, göründüğünün aksine · Decipher (şifre, yazı) çözmek, okumak · Decisive Belirleyici, sonucu belirleyen, kesin · Decisively Kararlı bir şekilde, kesin olarak, nihai biçimde · Decline Düşüş, azalma · Dedication Kendini adama, bağlılık, özveri · Deduction Çıkarım, sonuç çıkarma, tümdengelim · Defeat Yenmek, bozguna uğratmak · Defend Savunmak, korumak · Defensively Savunmacı bir tavırla, kendini savunarak · Deficiency Eksiklik, yetersizlik (vitamin, mineral, kan vb. için). · Deficient Eksik, yetersiz · Deficiently Eksik biçimde, yetersiz bir şekilde · Deficit (bütçe, ticaret) açık · Deformity Şekil bozukluğu, deformite, sakatlık · Defy Karşı gelmek, meydan okumak, hiçe saymak · Degradation (çevre, toprak) bozulma, tahribat · Deleterious Zararlı, sinsi bir şekilde kötü etkisi olan · Deliberate Kasıtlı, bilinçli, planlı · Deliberately Kasten, bilerek, üzerinde düşünerek (planlı bir şekilde) · Delicacy Hassasiyet, incelik, nezaket · Delicately Hassas bir şekilde, incelikle, dikkatle · Delineate Betimlemek, tanımlamak, (sınırlarını) çizmek · Delusion Yanılsama, kuruntu, aldanma · Demanding Zahmetli, çaba gerektiren, zorlu · Demonstration Gösteri, protesto yürüyüşü · Deniable İnkâr edilebilir, yadsınabilir · Deniably İnkâr edilebilir biçimde, yadsınabilir şekilde · Deny İnkâr etmek, reddetmek, yalanlamak · Depend on -e bağlı olmak · Dependence Bağımlılık, bağlılık · Dependency Bağımlılık · Depict Betimlemek, tasvir etmek, resmetmek · Deplete (kaynak, rezerv) tüketmek, azaltmak, bitirmek · Depletion Tükenme, azalma, tüketilme · Deprivation Mahrumiyet, yoksunluk. · Deprive of -den yoksun bırakmak, mahrum etmek · Derive Elde etmek, çıkarmak, türetmek · Derive from -den kaynaklanmak, -den türemek, -den gelmek · Descend from -in soyundan gelmek · Description Tarif, betimleme, anlatım · Desirable Arzu edilen, istenen, tercih edilen · Desperately Umutsuzca, çaresizce · Destroy Yok etmek, tahrip etmek, yıkmak · Destruct Yok etmek, imha etmek · Destruction Yıkım, tahribat, yok etme, imha · Destructive Yıkıcı, tahrip edici, zararlı · Detectable Tespit edilebilir, saptanabilir, fark edilebilir · Deter Caydırmak, vazgeçirmek · Deteriorate Kötüleşmek, bozulmak · Deterioration Kötüleşme, bozulma, fenalaşma · Determinant Belirleyici etken, belirleyici · Determine Belirlemek, saptamak, tespit etmek · Deterrent Caydırıcı unsur, engel · Detrimental Zararlı, olumsuz etkileyen · Detrimentally Zararlı bir şekilde, olumsuz yönde · Devastating Yıkıcı, harap eden · Devastatingly Yıkıcı bir şekilde · Devastation Yıkım, tahribat, harabiyet · Develop Geliştirmek, gelişmek · Deviancy (sosyoloji) toplumsal normlardan sapma, sapkın davranış · Deviate Sapmak, ayrılmak, yoldan çıkmak · Deviate from (-den) sapmak, ayrılmak · Deviation (normdan, plandan) sapma, ayrılma · Devise Tasarlamak, icat etmek, akıl etmek · Devoted Kendini adamış, bağlı, sadık · Differ Farklı olmak, ayrılmak · Differentiate Ayırt etmek, farklılaştırmak · Differentiation Ayırt etme, ayrım (yapma) · Dimension Boyut, yön, veche · Diminish Azal(t)mak, eksil(t)mek, etkisini yitirmek · Disapproval Onaylamama, hoşnutsuzluk, tasvip etmeme · Disapproving Onaylamayan, hoşnutsuzluk belirten, ayıplayan · Disastrous Felaket getiren, feci, çok kötü, yıkıcı · Disclosure Açıklama, ifşa, (bilginin) açığa çıkarılması · Discourse Söylem, diyalog, akademik tartışma · Discrepancy Çelişki, farklılık, uyuşmazlık · Discrimination Ayrımcılık · Dismissively Küçümseyerek, umursamazca, önemsemeden · Disparity Eşitsizlik, farklılık, uçurum · Dispel (şüphe, korku, yanlış inanç) gidermek, dağıtmak, ortadan kaldırmak · Dispensable Vazgeçilebilir, gözden çıkarılabilir, gereksiz · Disperse Dağıtmak, dağılmak, yaymak · Display Göstermek, sergilemek, ortaya koymak · Disposable Tek kullanımlık, atılabilir · Disposal (atık) bertaraf, yok etme, elden çıkarma · Dispose of -den kurtulmak, atmak, bertaraf etmek · disproportionately Orantısız bir şekilde · Disputable Tartışmalı, tartışılabilir, şüpheli · Disputably Tartışmaya açık biçimde, tartışmalı olarak · Disrupt Bozmak, sekteye uğratmak, aksatmak, kesintiye uğratmak · Disruption Aksama, kesinti, bozulma, sekteye uğrama · Disseminate (Bilgi, fikir) yaymak, dağıtmak · Dissolve Çözmek, eritmek · Distinct Ayrı, farklı · Distinction Ayrım, fark · Distinctive Ayırt edici, kendine özgü, belirgin · Distinguish Ayırt etmek, ayırmak (from/between) · Distortion Çarpıtma, bozulma, deformasyon (bilgi veya fiziksel şekil için). · Distract (dikkatini) dağıtmak, başka yöne çekmek · Distraction Dikkat dağınıklığı, dikkat dağıtan şey · Distribute Dağıtmak · Distribution Dağılım, dağıtım · Disturb Rahatsız etmek · Diverge Farklılaşmak, sapmak, ayrılmak · Diverge from (-den) ayrılmak, sapmak, farklılaşmak · Divergence Farklılaşma, sapma, ayrılık · Diverse Çeşitli, farklı, türlü · Diversion Başka yöne çevirme, saptırma (kaynak, su vb.) · Diversity Çeşitlilik, farklılık · Divide Bölmek, ayırmak · Divide by (edilgen) ... ile ayrılmak, bölünmek · Divisively Ayrıştırıcı bir şekilde, bölücü biçimde · Do away with Kaldırmak, durdurmak, yok etmek (kural, uygulama vb.) · Domestication Evcilleştirme, evcilleşme · Doubtfully Kuşkuyla, şüpheyle · Dramatically Büyük ölçüde, çarpıcı bir şekilde, ani bir biçimde · Drastically Keskin bir şekilde, şiddetle, çarpıcı biçimde · Draw on (Kaynak, deneyim, bilgiden) yararlanmak, başvurmak · Draw up (plan, belge, liste) hazırlamak, düzenlemek · Draw upon (Bilgi, tecrübe, kaynak) faydalanmak, kullanmak · Draw upon / Draw on (Bilgi, tecrübe veya kaynaktan) yararlanmak, faydalanmak, kullanmak · Dubious Şüpheli, kuşkulu, güvenilmez · Durability Dayanıklılık, sağlamlık · Dwell on Üzerinde durmak, uzun uzadıya konuşmak/düşünmek

E 114 kelime

Eager İstekli, hevesli · Earn Kazanmak (para) · Ease off Azalmak, hafiflemek, yavaşlamak · Eccentrically Alışılmadık/tuhaf bir şekilde, eksantrik biçimde · Effective Etkili, başarılı, sonuç veren · Effectively Etkili bir şekilde, başarılı bir biçimde · Efficacy Etkililik, yararlılık (bir ilaç, yöntem vb. için) · Efficient Verimli, etkin · Efficiently Verimli bir şekilde, etkin biçimde · Elaborate Ayrıntılı, özenle hazırlanmış · Elaborately Ayrıntılı bir şekilde, özenle · Elaboration Ayrıntılandırma, geliştirme · Eligible Uygun, hak sahibi, şartları taşıyan (for / to do) · Eliminate Ortadan kaldırmak, yok etmek · Elimination Ortadan kaldırma, giderme · Eloquently Etkili ve akıcı bir dille, belagatle · Elucidate Açıklığa kavuşturmak, izah etmek, aydınlatmak · Elusive Bulunması, elde edilmesi veya anlaşılması zor (ulaşılmaz) · Embark on (bir işe) başlamak, girişmek, koyulmak · Embody Somutlaştırmak, bünyesinde barındırmak, simgelemek · Embrace Benimsemek, kabul etmek · Emergence Ortaya çıkış, belirme · Eminently Son derece, gayet, fevkalade (olumlu niteliklerle) · Emphasis Vurgu, önem verme · Empirical Deneysel, gözleme dayalı · Empirically Deneysel olarak, gözlem ve deneye dayalı biçimde · Enact (yasa) çıkarmak, yürürlüğe koymak · Encompass Kapsamak, içermek, içine almak · Endlessly Durmadan, bitmek bilmeden, sonsuzca · Endorse Onaylamak, desteklemek, benimsemek · Endorsement Onay, destek, tasdik · Endurance Dayanıklılık, dayanma gücü · Endure Dayanmak, katlanmak · Enduring Kalıcı, uzun ömürlü, süregelen · Enforce (yasa, kural) uygulamak, yürürlüğe koymak · Enforcement (yasa, kural) uygulama, yürürlüğe koyma · Engage (ilgisini) çekmek, katılımını sağlamak · Engage in (bir faaliyete) katılmak, girişmek · Enhance Artırmak, geliştirmek, iyileştirmek · Enhancement İyileştirme, geliştirme · Enigma Muamma, gizem, anlaşılmaz kişi/durum · Enigmatic Esrarengiz, anlaşılması zor, gizemli · Enormously Son derece, muazzam ölçüde, çok büyük oranda · Enrichment Zenginleştirme, zenginleşme · Enslavement Köleleştirme, köleleştirilme, esaret · Ensure Sağlamak, garanti etmek, güvence altına almak · Entanglement Dolaşma, takılma · Entertain Eğlendirmek · Entirely Tamamen, bütünüyle, tümüyle · Entitlement Hak, hak sahipliği · Envisage Öngörmek, zihninde canlandırmak, planlamak · Equally Eşit olarak, eşit şekilde · Equation Denklem · Equivalence Eşdeğerlik, denklik · Equivalent Karşılık, muadil, dengi olan şey · Eradicate Kökünü kazımak, tamamen yok etmek, ortadan kaldırmak · Erratically Düzensiz bir şekilde, sağı solu belli olmadan · Erroneous Hatalı, yanlış, yanlışlığa dayanan · Erroneously Hatalı bir şekilde, yanlışlıkla · Escalation Tırmanma, kızışma (çatışma) · Essential Temel, esas · Establish Kurmak, saptamak, belirlemek · Establishment Kurma, kuruluş, tesis · Estimate Tahmin etmek, kestirmek, yaklaşık olarak hesaplamak · Estimation Tahmin, kestirim, hesaplama · Evacuate Tahliye etmek, boşaltmak · Evacuation Tahliye, boşaltma · Evaluate Değerlendirmek, ölçmek · Evenly Eşit olarak, dengeli biçimde · Eventually Sonunda, en sonunda, nihayetinde · Evident Açık, belli, aşikâr · Exacerbate Kötüleştirmek, şiddetlendirmek (sorun, hastalık vb.) · Exaggerate Abartmak, büyütmek · Exaggeratedly Abartılı bir şekilde, abartarak · Examination İnceleme, araştırma · Examine İncelemek, araştırmak · Excavate Kazı yapmak, kazıp çıkarmak (arkeoloji) · Exceed Aşmak, geçmek (sınır, beklenti, miktar) · Exception İstisna, ayrıcalık · Excessive Aşırı, fazla, ölçüsüz · Excessively Aşırı derecede, gereğinden fazla · Exclude Dışarıda bırakmak, hariç tutmak · Exclusion Dışarıda bırakma, hariç tutma · Execute Uygulamak, yerine getirmek, gerçekleştirmek · Exemption Muafiyet, (yükümlülükten) bağışık tutulma · Exert (Güç, nüfuz vb.) uygulamak, kullanmak, çaba sarf etmek · Exhaust Tüketmek, bitirmek · Exhausting Yorucu, tüketici, bitkin düşüren · Exhaustion Bitkinlik, aşırı yorgunluk · Exhaustive Kapsamlı, teferruatlı, her detayı içeren · Exhibition Sergi · Expand Genişlemek, genişletmek · Expansion Genişleme, büyüme, yayılma · Expectancy Beklenti, umut · Expense Masraf, gider, harcama · Explanation Açıklama, izah · Explicable Açıklanabilir, izah edilebilir · Explicitly Açıkça, net bir şekilde, belirgin olarak · Exploit Sömürmek, (kendi çıkarına) faydalanmak, işletmek · Exploitation Sömürü · Exploratory Keşif amaçlı, araştırma niteliğinde, ön (inceleme) · Exponentially Katlanarak, hızla artan bir şekilde · Expose to -e maruz bırakmak · Exposure Maruz kalma · Extend Uzatmak · Extend into -e (doğru) uzanmak, yayılmak · Extension Uzatma, süre uzatımı · Extensive Kapsamlı, geniş çaplı · Extensively Kapsamlı bir şekilde, geniş çapta, yaygın olarak · Externally Dışarıdan, harici olarak · Extinction (tür) yok olma, neslin tükenmesi · Extract Çıkarmak, elde etmek (bir maddeden) · Extraction Çıkarma, çekip çıkarma (maden, petrol vb.) · Extravagantly Savurganca, müsrifçe

F 44 kelime

Facilitate Kolaylaştırmak, olanak sağlamak, yardımcı olmak · Facility Tesis · Failure Başarısızlık · Faintly Belli belirsiz, hafifçe, zayıf bir şekilde · Fairly Oldukça, epey · Faithfully Sadakatle, bağlılıkla · Fall back on (Çaresiz kalınca) başvurmak, güvenmek, (yedek planı) kullanmak · Fall behind Geride kalmak (ilerleme, ödeme vb.) · Fall behind with (ödeme, iş vb.) aksatmak, zamanında yapamamak, geride kalmak · Fall for (bir hileye, yalana) kanmak, aldanmak · Fall into (bir sınıfa, kategoriye) girmek, ayrılmak · Fall through (Plan, anlaşma vb.) suya düşmek, başarısız olmak · Fallacy Yanılgı, yanlış inanç · Familiarity Aşinalık, (bir konuyu) bilme, tanışıklık · Feasibility Uygulanabilirlik, olanaklılık, yapılabilirlik · Feasible Uygulanabilir, mümkün, olanaklı · Feasibly Uygulanabilir biçimde, yapılabilir şekilde · Fend off Savuşturmak, karşı koymak · Fight off (hastalık, enfeksiyon) savuşturmak, yenmek · Figure out Anlamak, çözmek, kavramak · Fill out (form, belge) doldurmak · Find out Öğrenmek, keşfetmek, çözmek · Finding Bulgu, (araştırma) sonucu · Flaw Kusur, hata, eksiklik · Fluctuate Dalgalanmak, istikrarsız bir şekilde değişmek · Fluctuation Dalgalanma, iniş çıkış, düzensiz değişim · Forcefully Güçlü bir şekilde, kararlılıkla, etkili biçimde · Forecast Tahmin, öngörü · Foresee Önceden görmek, öngörmek, sezmek · Formidable Ürkütücü derecede zorlu, dişli, güçlü · Fortify Güçlendirmek, sağlamlaştırmak · Fortunately Neyse ki, bereket versin ki, iyi ki · Foster Teşvik etmek, geliştirmek, beslemek (olumlu bir şeyi) · Fragile Kırılgan, kolay kırılır · Fragility Kırılganlık, narinlik · Fragmentation Parçalanma, bölünme, dağılma · Frankly Açıkçası, açık yüreklilikle, dürüstçe · Frequent Sık, sık sık olan, sık görülen · Fruitfully Verimli bir şekilde, yararlı biçimde, semereli olarak · Fulfil Yerine getirmek (görev, söz, koşul) · Fulfilling Tatmin edici, doyurucu, insana doyum veren · Fundamental Temel, esas, köklü · Fundamentally Temelden, kökten · Futile Boşuna, beyhude, sonuçsuz, nafile

G 26 kelime

Generalisation Genelleme · Get about (bir yerden bir yere) gidip gelmek, dolaşmak, hareket edebilmek · Get across (Fikri, mesajı) anlatmak, anlaşılmasını sağlamak · Get along with (biriyle) iyi geçinmek, anlaşmak · Get away with (kötü bir şeyi) yapıp cezasız kalmak, paçayı kurtarmak · Get back to (bir konuya, işe) geri dönmek · Get by (kıt imkânla) idare etmek, geçinip gitmek · Get by on (az bir gelirle, kıt bir şeyle) geçinmek, idare etmek · Get into (bir okula, kuruma) girmek, kabul edilmek · Get off (araçtan) inmek · Get on (araca) binmek · Get over Atlatmak, iyileşmek, üstesinden gelmek · Get through (zor bir dönemi) atlatmak, üstesinden gelmek · Give away Bedavaya vermek, bağışlamak, dağıtmak · Give in Pes etmek, teslim olmak · Give off (Isı, ışık, koku, gaz) yaymak, salmak · Give rise to Sebep olmak, yol açmak, -i doğurmak · Give up Bırakmak, vazgeçmek · Go against (bir şeye) aykırı olmak, ters düşmek · Go in for (bir şeyle) ilgilenmek, (bir şeyden) hoşlanmak · Go on Devam etmek, meydana gelmek · Go through (zor bir süreçten) geçmek, yaşamak, çekmek · Go through with (Zor/riskli bir şeyi) yapıp bitirmek, sonuna kadar götürmek · Graceful Zarif, incelikli, alımlı · Gradually Kademeli olarak, yavaş yavaş, zamanla · Guidance Rehberlik, yol gösterme

H 29 kelime

Habit Alışkanlık, âdet · Hamper Engellemek, sekteye uğratmak, zorlaştırmak · Hand down Nesilden nesile aktarmak, (miras/gelenek) devretmek. · Hand in Teslim etmek, vermek (ödev, rapor, dilekçe) · Hand out Dağıtmak, (herkese) vermek · Hand over Teslim etmek, devretmek (yetki, kontrol, mülk) · Handle Ele almak, ilgilenmek, (bir sorunu) çözmek · Haphazardly Gelişigüzel, rastgele, plansızca, düzensizce · Hardly Neredeyse hiç, pek ... değil, zar zor · Harmful Zararlı, zarar verici · Harness Kullanmak, yararlanmak, kontrol altına almak. · Harsh Sert, katı, acımasız · Harshly Sert bir şekilde, acımasızca, şiddetle · Harvest Hasat etmek, (ürün) toplamak · Hazard Tehlike, risk, tehlike kaynağı · Hazardous Tehlikeli, riskli, zararlı · Hazardously Tehlikeli bir şekilde, riskli biçimde · Hereditary Kalıtsal, genetik, nesilden nesile aktarılan. · Hesitant Tereddütlü, kararsız, çekingen · Hesitation Tereddüt, duraksama, kararsızlık · Highlight Vurgulamak, öne çıkarmak, dikkat çekmek · Hinder Engellemek, sekteye uğratmak, zorlaştırmak · Hindrance Engel, mani · Hinge on -e bağlı olmak, -e dayalı olmak · Hold back Engellemek, ilerlemesini durdurmak, geri tutmak · Hold up Geciktirmek · Horizon Ufuk · Hospitable (ortam, iklim) elverişli, yaşamaya uygun · Hostile Düşmanca, hasmane

I 140 kelime

Identifiable Tanınabilir, belirlenebilir, ayırt edilebilir · Identification Tanımlama, belirleme, tespit · Identify Belirlemek, tanımlamak, teşhis etmek · Identify with (bir şeyle) özdeşleştirmek, ilişkilendirmek (be identified with: ile özdeşleşmek) · Illicitly Yasa dışı olarak, kaçak yollarla, gayrimeşru biçimde · Illustration Örnek, açıklayıcı örnek · Imitate Taklit etmek, öykünmek · Immensely Son derece, fazlasıyla, muazzam ölçüde · Immensity Enginlik, uçsuz bucaksızlık, muazzamlık · Imminent Eli kulağında, yakın, olması beklenen · Immobile Hareketsiz, kıpırdamayan · Impair Bozmak, zarar vermek, işlevini zayıflatmak (özellikle vücut fonksiyonları). · Impartial Tarafsız, yansız, önyargısız · Impartially Tarafsızca, yansız bir şekilde, önyargısız · Impatiently Sabırsızlıkla, sabırsızca · Impede Engellemek, geciktirmek, ayak bağı olmak · Impediment Engel, mani, ayak bağı · Imperceptible Algılanamayacak kadar küçük, fark edilemez, sezilemez · Imperceptibly Fark edilmeyecek kadar yavaş/az bir şekilde · Impermissible İzin verilemez, kabul edilemez, caiz olmayan · Impetus İtici güç, hız, şevk, uyarıcı etki · Implausible Akla yatkın olmayan, inandırıcı olmayan, olası görünmeyen · Implement Uygulamak, yürürlüğe koymak · Implementation Uygulama, yürütme (bir planın/yasanın) · Implication Olası sonuç, etki · Implicit Kapalı, tam olarak ifade edilmemiş (ama anlaşılan), imalı · Implicitly Dolaylı olarak, üstü kapalı bir şekilde, imalı olarak · Imply İma etmek, dolaylı olarak anlatmak · Impractical Uygulanamaz, pratik olmayan, kullanışsız · Imprecise Kesin olmayan, net olmayan, belirsiz · Impression İzlenim, intiba · Improperly Uygunsuz biçimde, yanlış şekilde, usulsüzce · Improve İyileştirmek, geliştirmek · Improvement Gelişme, iyileşme, ilerleme · Impulsively Düşünmeden, dürtüsel olarak, ani bir hevesle · Impurity Safsızlık, saf olmama · Inaccessible Erişilemez, ulaşılamaz · Inaccurately Yanlış bir şekilde, hatalı olarak, kesinlikten uzak biçimde · Inadequacy Yetersizlik, eksiklik · Inadequate Yetersiz, eksik · Inadequately Yetersiz biçimde, gereği gibi olmayan şekilde · Inadvertently İstemeyerek, kazara, bilmeden · Inattentively Dikkatsizce, dikkatini vermeden, dalgın bir şekilde · Incentive Teşvik, güdü · Inception Başlangıç, kuruluş, başlama · Incessant Aralıksız, durmak bilmeyen, sürekli · Incidence Görülme sıklığı, sıklık, oran (hastalık, suç vb.) · Incidentally Tesadüfen, rastlantı sonucu · Inclination Eğilim, meyil, yatkınlık · Inclusion Dahil etme, katma · Incompatible Uyumsuz, bağdaşmaz, birbirine uymayan · Incompetently Beceriksizce, yetersiz biçimde, ehliyetsizce · Inconsistent Tutarsız, çelişkili · Inconvenience Zahmet, rahatsızlık, sıkıntı · Inconveniently Elverişsiz biçimde, uygunsuz şekilde · Incorporate Dahil etmek, bünyesine katmak, birleştirmek · Increasingly Giderek, gittikçe artan biçimde, her geçen gün daha çok · Incredibly İnanılmaz derecede, son derece · Indecisively Kararsızca, kararsız bir şekilde, tereddütle · Indelible Silinmez, kalıcı, unutulmaz · Independent Bağımsız · Indication Belirti, işaret, gösterge · Indicative (bir şeyin) göstergesi olan, (bir şeye) işaret eden · Indifferent Kayıtsız, ilgisiz, umursamaz (to ile) · Indigenous Yerli, bir bölgeye özgü · Indispensable Vazgeçilmez, çok gerekli · Indistinct Belirsiz, bulanık, net olmayan, seçilemeyen · Indistinguishable Ayırt edilemez, birbirinden farksız · Indubitably Şüphesiz ki, kuşkusuz, kesinlikle · Induce Neden olmak, yol açmak, tetiklemek · Inevitable Kaçınılmaz, önlenemez · Inevitably Kaçınılmaz olarak · Inextricably Çözülemez bir şekilde, ayrılmaz biçimde · Inferior Aşağı, (nitelikçe) daha düşük · Inferiority Aşağı olma, geri kalma · Infrastructure Altyapı · Inhabit (bir yerde) yaşamak, ikamet etmek, barınmak · Inherent Doğasında olan, içsel, kalıtsal · Inherently Doğası gereği, içsel olarak · Inhibit Engellemek, kısıtlamak, yavaşlatmak · Inhibition Engelleme, baskılama, ketleme (bir sürecin) · Initial İlk, başlangıçtaki · Initially Başlangıçta, ilk başta, önce · Initiate Başlatmak, harekete geçirmek · Injurious Zararlı, zarar verici, yaralayıcı · Innately Doğuştan, yaradılıştan · Innovation Yenilik, yeni bir yöntem/icat · Inquiry Soruşturma, araştırma, inceleme · Inseparably Ayrılmaz biçimde, birbirinden ayrılamayacak şekilde · Insight İçgörü, derinlemesine anlayış, kavrama · Insist Israr etmek, üstelemek · Inspection Denetim, teftiş, muayene · Inspiration İlham, esin · Install Kurmak, yerleştirmek, monte etmek · Installation Kurulum, kurma, montaj · Instantaneous Anlık, ani, hemen gerçekleşen · Instantaneously Anında, hemen, bir anda · Instantly Anında, derhâl, hemen · Instinctively İçgüdüsel olarak, sezgiyle, kendiliğinden · Instruction Talimat, yönerge · Insufficient Yetersiz, eksik, kâfi olmayan · Insufficiently Yetersiz biçimde, yeterince olmayan şekilde · Insurance Sigorta · Insurmountable Aşılamaz, üstesinden gelinemez · Integration Bütünleşme, uyum sağlama, birleşme · Intensely Yoğun biçimde, şiddetle, son derece · Intensify Yoğunlaştırmak, şiddetlendirmek · Intensively Yoğun bir şekilde, şiddetle · Intention Niyet, amaç, maksat · Interact Etkileşimde bulunmak, etkileşmek · Interest İlgi, merak · Interfere with Engel olmak, karışmak, olumsuz etkilemek, bozmak · Interpret Yorumlamak, anlamlandırmak · Interpretation Yorum, yorumlama · Interrupt Kesintiye uğratmak, yarıda kesmek · Interruption Kesinti, ara, yarıda kalma · Intervention Müdahale, araya girme · Intricate Karmaşık, ince ayrıntılı, içinden çıkılması zor · Intrinsic Doğasında olan, içsel · Intuitive Sezgisel, sezgiye dayanan · Intuitively Sezgisel olarak, sezgiyle · Invade İstila etmek, işgal etmek · Invaluable Paha biçilmez, çok değerli, son derece yararlı · Invariably İstisnasız, her zaman, değişmez bir şekilde · Invasion İstila, işgal · Investment Yatırım · Invisible Görünmez, gözle görülmez · Involvement Katılım, dâhil olma, rol alma · Iron out (Sorunları, pürüzleri) gidermek, çözümlemek · Ironically İronik bir şekilde, işin garibi, ne gariptir ki · Irrationally Mantıksızca, akıl dışı bir şekilde · Irregular Düzensiz, kuralsız · Irrelevant İlgisiz, konu dışı, alakasız · Irreparably Onarılamaz biçimde, telafisi imkânsız şekilde · Irresistible Karşı konulamaz, dayanılmaz, çok çekici · Irresolutely Kararsızca, tereddüt ederek · Irresponsibly Sorumsuzca, düşüncesizce · Irreversible Geri döndürülemez, telafisi olmayan, kalıcı · Irreversibly Geri dönülmez biçimde, kalıcı olarak · Irrevocable Geri dönülemez, iptal edilemez

J 2 kelime

Jeopardise Tehlikeye atmak · Justification Gerekçe, haklı neden

K 2 kelime

Keep on (yapmaya) devam etmek, sürdürmek · Keep up with Ayak uydurmak, hızına yetişmek

L 25 kelime

Launch Başlatmak (kampanya, proje, soruşturma) · Lay down (kural, ilke) koymak, belirlemek, saptamak · Lay off İşten çıkarmak (ekonomik nedenlerle) · Lead to -e yol açmak, -e neden olmak, ile sonuçlanmak · Lead up to (bir olaya) varmak, -e giden süreci oluşturmak · Leave Ayrılmak, terk etmek · Leave behind Geride bırakmak · Leave out Dışarıda bırakmak, hariç tutmak, atlamak · Legible Okunaklı, okunabilir · Legitimacy Meşruiyet, yasallık, geçerlilik. · Liability (yasal) sorumluluk, yükümlülük · Liable (yasal olarak) sorumlu, yükümlü · Lie in -de yatmak, -de saklı olmak, -den kaynaklanmak · Likely Muhtemel, olası · Liken to -e benzetmek · Limitation Kısıtlama, sınırlama · Look after Bakmak, ilgilenmek, göz kulak olmak · Look around for (bir şey) aramak, araştırmak, etrafta aramak · Look for Aramak · Look into İncelemek, araştırmak, (bir konunun) derinine inmek · Look through Gözden geçirmek, göz atmak · Look up to Hayranlık duymak, saygı duymak, örnek almak · Look upon (birini/bir şeyi) ... olarak görmek, saymak, değerlendirmek (as ile) · Loyally Sadakatle, vefalı bir şekilde · Lucrative Kârlı, kazançlı

M 33 kelime

Magnify Büyütmek (görüntü) · Magnitude Büyüklük, boyut, önem derecesi · Maintain Sürdürmek, korumak · Maintenance Bakım · Make out Güçlükle anlamak/seçmek · Make up Oluşturmak, meydana getirmek · Make up for Telafi etmek, eksiğini kapatmak · Manageable Yönetilebilir, idare edilebilir, üstesinden gelinebilir · Management Yönetim, idare · Mandate Zorunlu kılmak, şart koşmak · Mandatory Zorunlu, mecburi · Manifest Belirtmek, göstermek, tezahür etmek · Manifestation Belirti, tezahür, gösterge · Markedly Belirgin bir şekilde, göze çarpan derecede, önemli ölçüde. · Massively Büyük ölçüde, muazzam derecede, çok fazla · Measurement Ölçüm, ölçme · Mediation Arabuluculuk, uzlaştırma · Mediocre Vasat, sıradan, orta karar · Memorial Anıt, abide · Merely Yalnızca, sadece, sırf · Merge into Birleşerek (daha büyük bir bütünü) oluşturmak · Merge with (biriyle/bir şeyle) birleşmek · Meticulously Titizlikle, kılı kırk yararak, son derece dikkatli · Mindset Zihniyet, bakış açısı, düşünce yapısı · Miscalculation Yanlış hesap, hesap hatası · Miserably (başarısızlık için) feci şekilde, hüsranla · Mishap Aksilik, talihsizlik, ufak kaza · Misleading Yanıltıcı, aldatıcı · Mistake Hata, yanlış, yanılgı · Mitigate Azaltmak, hafifletmek (etkisini kırmak) · Mitigation Hafifletme, azaltma, etkisini düşürme · Modify Değiştirmek, uyarlamak · Mutually Karşılıklı olarak

N 12 kelime

Narrow Daraltmak, daralmak · Necessarily Zorunlu olarak, illaki, mecburen · Necessitate Gerektirmek, zorunlu kılmak · Necessity Gereklilik, zorunluluk · Neglect İhmal etmek, savsaklamak, göz ardı etmek · Negligible İhmal edilebilir, önemsiz, çok küçük · Negotiation Müzakere, görüşme, pazarlık · Nomination Aday gösterme, adaylık · Notably Özellikle, bilhassa, göze çarpan bir şekilde · Notorious (kötü yönüyle) ünlü, adı çıkmış, kötü şöhretli · Notoriously Herkesçe bilinen (kötü) bir şekilde, kötü şöhretiyle · Nourish Beslemek

O 33 kelime

Objection İtiraz, karşı çıkma · Obligation Yükümlülük, zorunluluk, mecburiyet · Obliterate Yok etmek, izini silmek, tamamen ortadan kaldırmak · Obscure Belirsiz, anlaşılması güç, muğlak · Obscurely Anlaşılmaz biçimde, kapalı bir şekilde · Observation Gözlem · Obsolete Modası geçmiş, artık kullanılmayan · Obstacle Engel, mani · Obstruction Engel, tıkanıklık · Obtain Elde etmek, edinmek, sağlamak · Occupation Meslek, iş · Occupy (yer, alan) kaplamak · Occur Meydana gelmek, olmak · Oddity Tuhaflık, gariplik · Offend Gücendirmek, kırmak, rencide etmek · Offensive Kırıcı, incitici, rahatsız edici · Offensively Kırıcı/saldırgan bir şekilde · Offer Sunmak, teklif etmek · Omission Çıkarma, atlama, ihmal (bir şeyi dahil etmeme) · Onset (Genellikle hastalık gibi hoş olmayan bir durumun) Başlangıcı, ortaya çıkışı. · Operate Çalışmak, işlemek · Opportunity Fırsat, olanak, imkân · Opposition Karşı çıkma, itiraz, direniş · Oppression Baskı, zulüm, eziyet · Opt for (bir seçeneği) tercih etmek, seçmek, …den yana karar vermek · Ostensibly Görünüşte, sözde, güya. · Outdated Modası geçmiş, eskimiş, güncelliğini yitirmiş · Outweigh (önem, değer bakımından) ağır basmak, -den daha fazla olmak · Overcome Üstesinden gelmek, aşmak, yenmek · Overlook Gözden kaçırmak, görmezden gelmek, göz yummak · Overt Açık, aleni, gizlenmeyen · Overtake (sayı, önem bakımından) geride bırakmak, geçmek · Overtly Açıkça, aleni bir şekilde

P 125 kelime

Painstakingly Büyük özenle, titizlikle, zahmetli bir şekilde · Paradoxically Çelişkili bir biçimde · Paramount En önemli, üstün, her şeyden önce gelen · Pass down (kuşaktan kuşağa) aktarmak, devretmek, miras bırakmak · Pass for (başka bir şey/kişi) sanılmak, ... gibi görünmek, ... diye yutturulmak · Pass on Aktarmak, iletmek · Pattern Örüntü, düzen, model · Pave the way Zemin hazırlamak, yolunu açmak, kolaylaştırmak · Peculiar Tuhaf, garip, alışılmadık · Peculiarly Tuhaf biçimde, garip şekilde · Penalty Ceza, yaptırım · Penetrate İçine girmek, nüfuz etmek, delip geçmek · Perceive Algılamak, fark etmek · Perception Algı, algılama · Perishable Çabuk bozulan, dayanıksız (gıda) · Perpetuate Sürdürmek, kalıcı kılmak, devam ettirmek (genellikle olumsuz bir şeyi) · Perplexity Şaşkınlık, hayret, kafa karışıklığı · Persistently Israrla, sürekli bir şekilde, inatla · Persuade İkna etmek, razı etmek, inandırmak · Persuasion İkna, ikna etme · Persuasively İkna edici bir şekilde, inandırıcı biçimde · Pervasive Yaygın, her tarafa yayılmış, etkisini her yerde gösteren · Phase out Kademeli olarak bitirmek, aşamalı olarak durdurmak · Pick up Toplamak · Pin down Kesin olarak belirlemek, tespit etmek, kaynağını/nedenini bulmak · Pinpoint Tam olarak belirlemek, kesin olarak tespit etmek, noktasını saptamak · Plausible Makul, akla yatkın · Plentifully Bol bol, bolca, bol miktarda · Plunder Yağmalamak, talan etmek · Point out İşaret etmek, belirtmek, dikkat çekmek · Pollute Kirletmek · Postpone Ertelemek, sonraya bırakmak · Practical Pratik, uygulamaya dönük, işe yarar · Practice Uygulama · Precarious Emniyetsiz, tehlikeli, pamuk ipliğine bağlı (durum) · Precaution Önlem, tedbir · Precede Önce gelmek, öncesinde olmak, -den önce yer almak · Precedent Emsal, gelenek, önceden yaşanmış ve örnek teşkil eden olay. · Precious Değerli, kıymetli · Preciously Büyük bir özenle, değer vererek · Precipitate (Genellikle kötü bir şeyi) hızlandırmak, aniden olmasına neden olmak · Precipitously Aniden ve hızla, uçuruma düşercesine (keskin düşüş/artış) · Precisely Tam olarak, kesinlikle · Precision Kesinlik, hassasiyet, doğruluk · Predecessor Ata, selef, (bir şeyin/kişinin) önceki hali/modeli · Predict Tahmin etmek, önceden kestirmek, öngörmek · Predictable Tahmin edilebilir, öngörülebilir · Predictably Tahmin edildiği gibi, beklendiği üzere · Prediction Tahmin, öngörü, kehanet · Predictor Yordayıcı, öngörücü (etken) · Predisposition Yatkınlık, eğilim (özellikle bir hastalığa) · Predominantly Ağırlıklı olarak, çoğunlukla, esasen · Preferably Tercihen, mümkünse · Prejudice Önyargı, peşin hüküm · Preliminary Ön, hazırlık niteliğinde, ilk · Prerequisite Ön koşul, ön şart · Presently Şu anda, hâlihazırda · Presumably Muhtemelen, tahminen, herhâlde · Presumption Varsayım, karine · Pretend -mış gibi yapmak, rol yapmak · Pretense Numara, rol yapma, sahte görünüş · Prevail over Üstün gelmek, galip gelmek, baskın çıkmak · Prevalence Yaygınlık, görülme sıklığı · Prevalent Yaygın, her yerde rastlanan · Prevent Önlemek, engellemek, -e mâni olmak · Prevention Önleme, korunma · Preventive Önleyici, koruyucu · Primarily Esas olarak, başlıca, öncelikle · Primary Temel, ana, birincil · Prioritise Önceliklendirmek, öncelik vermek, öncelik sırasına koymak · Priority Öncelik · Privately Özel olarak, gizlice, baş başa · Privilege Ayrıcalık, imtiyaz · Production Üretim · Productively Verimli bir şekilde, üretken biçimde · Proficiency Yeterlik, ustalık, beceri (özellikle dilde) · Proficient Yetkin, becerikli, uzman · Profit Kâr, kazanç · Profitable Kârlı, kazançlı · Profound Derin, köklü, çok büyük (etki/anlam) · Profoundly Derinden, köklü bir şekilde, son derece · Progress İlerlemek, gelişmek · Progression İlerleme, gelişim, seyir (özellikle hastalığın) · Progressively Kademeli olarak, gittikçe, artan bir şekilde · Prohibition Yasak, yasaklama · Prohibitive Caydırıcı, (fiyat vb.) çok yüksek (yasaklayıcı derecede) · Proliferate Çoğalmak, hızlıca artmak, yayılmak · Proliferation Hızlı artış, yayılma, çoğalma. · Prolifically Çok üretken biçimde, bol eser/ürün vererek · Prolong Uzatmak, süresini artırmak · Prominent Önde gelen, tanınmış, önemli · Promise Söz, vaat · Promisingly Umut verici bir şekilde, ümit vadeden biçimde · Promote Teşvik etmek, desteklemek, geliştirmek · Promotion Teşvik, destekleme, geliştirme · Prompt Hızlı, çabuk, gecikmesiz, anında yapılan · Promptly Derhal, gecikmeden, zamanında · Prone Eğilimli, yatkın (genellikle olumsuz durumlara) · Propensity Eğilim, meyil · Proper Uygun, doğru, düzgün · Properly Düzgün bir şekilde, gerektiği gibi, doğru dürüst · Proportion Oran, pay · Proposal Öneri, teklif · Prospect Olasılık, ihtimal · Prosperity Refah, bolluk, gönenç · Protect Korumak, muhafaza etmek · Provide Sağlamak, temin etmek · Provision Sağlama, temin · Provoke (tepki, duygu) uyandırmak, -e yol açmak · Proximity Yakınlık (fiziksel veya konumsal olarak). · Pull down (bina) yıkmak · Pull off (Zor bir işi) başarmak, üstesinden gelmek · Pull through (Hastalığı, zor durumu) atlatmak, kurtulmak, sağ çıkmak · Punishment Ceza, cezalandırma · Purchase Satın almak, satın alma yapmak · Put across (fikir, mesaj) anlatmak, açıkça ifade etmek, karşı tarafa aktarmak · Put down (isyan, ayaklanma) bastırmak · Put down to -e bağlamak, -den kaynaklandığını düşünmek (neden olarak) · Put forward (Fikir, teori vb.) öne sürmek, önermek · Put in (zaman, emek, para) harcamak, ayırmak · Put off Ertelemek, sonraya bırakmak · Put on (kilo) almak · Put out (yangın, ateş) söndürmek · Put through (birini zor bir deneyimden, testten) geçirmek, (birine) çektirmek · Put up with Tahammül etmek, katlanmak

Q 3 kelime

Qualification Yeterlilik, nitelik · Quarrel Tartışmak, kavga etmek, çekişmek · Quit Bırakmak (alışkanlık, iş), vazgeçmek

R 110 kelime

Ramification (Genellikle karmaşık ve öngörülemeyen) Sonuç, etki, dallanıp budaklanma. · Randomly Rastgele, gelişigüzel, tesadüfi olarak · Range Yelpaze, çeşitlilik · Range against (birine, bir şeye) karşı saf tutmak, karşısında yer almak · Rapid Hızlı, süratli, çabuk · Rare Nadir, seyrek, ender görülen · React against (bir şeye) tepki göstererek karşı çıkmak, karşı tavır almak · Realisation Farkına varma, fark etme, idrak · Reasonable Makul, mantıklı, akla yatkın · Reasonably Oldukça, makul ölçüde · Rebellion İsyan, ayaklanma, başkaldırı · Recede (su, buzul) geri çekilmek, çekilmek · Receive Almak · Recession (ekonomik) durgunluk, resesyon · Reciprocity Karşılıklılık, tekabül (karşılıklı olma durumu). · Recklessly Pervasızca, düşüncesizce, sonuçlarını umursamadan · Recognise Kabul etmek, (önemini) teslim etmek · Recognition Kabul görme, tanınma, takdir · Recount Anlatmak, (ayrıntılı olarak) aktarmak, nakletmek · Recovery İyileşme, düzelme · Rectify Düzeltmek, ıslah etmek, hatayı gidermek · Reduce Azaltmak · Reduction Azaltma, azalma, düşüş · Redundancy Gereksizlik, fazlalık · Redundant Gereksiz, lüzumsuz · Refer to (terim) -i ifade etmek, -i kastetmek · Reference Atıf, değinme, gönderme · Refinement İyileştirme, geliştirme, ince ayar · Reflect on Üzerinde (derinlemesine) düşünmek, değerlendirmek · Reflection Yansıma, (bir şeyin) göstergesi · Refute Çürütmek, aksini ispatlamak · Regret Pişman olmak · Regular Düzenli, muntazam · Regulate Düzenlemek, (yasal olarak) denetlemek · Regulation Yönetmelik, kural, düzenleme · Reinforce Güçlendirmek, pekiştirmek, desteklemek · Reinforcement Güçlendirme, takviye · Rejection Reddetme, ret · Relatively Nispeten, oranla · Release (madde, gaz, enerji) salmak, açığa çıkarmak · Relentlessly Amansızca, dur durak bilmeden, ısrarla · Relevant İlgili, ilişkili, konuyla alakalı · Reliability Güvenilirlik · Reliable Güvenilir, tutarlı · Relief Rahatlama, ferahlama · Relieve (ağrı, sıkıntı, belirti) hafifletmek, gidermek · Relieve of (birini bir yükten, sorumluluktan) kurtarmak · Relieved Rahatlamış, içi rahatlamış, ferahlamış · Relinquish Vazgeçmek, bırakmak, feragat etmek · Reluctance İsteksizlik, gönülsüzlük · Reluctant İsteksiz, gönülsüz · Reluctantly İsteksizce, gönülsüzce, istemeye istemeye · Rely on -e güvenmek, -e bel bağlamak · Remarkable Dikkat çekici, olağanüstü, kayda değer · Remarkably Dikkat çekici bir şekilde, kayda değer biçimde, şaşırtıcı derecede · Reminiscent (bir şeyi) anımsatan, hatırlatan, çağrıştıran · Remnant Kalıntı, artık, kalan parça · Removal Kaldırma, uzaklaştırma, giderme · Repercussion Yan etki, yansıma, (genellikle kötü) sonuç · Repetitive Tekrarlayan, yinelenen · Replace -in yerini almak, yerine geçmek · Replacement Yerine koyma, değiştirme · Reputation İtibar, ün, şöhret · Require Gerektirmek, istemek · Requirement Gereklilik, şart, koşul · Resemblance Benzerlik, andırma · Resentment İçerleme, kırgınlık, kızgınlık, hınç · Reservation Çekince, şüphe, kuşku · Resilience Dayanıklılık, kendini toplama yeteneği, esneklik · Resilient Dirençli, dayanıklı, (zorluklardan) çabuk toparlanabilen · Resist Direnmek, karşı koymak · Resistance Direnç, dayanıklılık (ilaca, hastalığa) · Resolution (sorun, anlaşmazlık) çözüm, çözüme kavuşturma · Resolve (sorun, anlaşmazlık) çözmek, çözüme kavuşturmak · Resort to (Son çare olarak istenmeyen bir şeye) başvurmak · Respect Saygı duymak, hürmet etmek · Respectable Saygın, itibarlı, saygıdeğer · Respective Kendi, ilgili · Respectively Sırasıyla · Responsive Duyarlı, (bir şeye) tepki veren, karşılık veren · Rest on …e dayanmak, …e bağlı olmak · Restrain Dizginlemek, frenlemek, kısıtlamak · Restrict Kısıtlamak, sınırlamak · Restrict to (bir şeyle) sınırlamak, kısıtlamak · Restricted Sınırlı, kısıtlı · Restriction Kısıtlama, sınırlama · Restrictive Kısıtlayıcı, sınırlayıcı · Restrictively Kısıtlayıcı biçimde, sınırlayıcı şekilde · Result in …ile sonuçlanmak, …e yol açmak, …e neden olmak · Retain Korumak, elde tutmak, muhafaza etmek · Retention Elde tutma, koruma, muhafaza · Retrieve Geri almak, geri getirmek, kurtarmak · Reveal Ortaya çıkarmak, ortaya koymak, göstermek · Reverse Tersine çevirmek, geri döndürmek · Reversible Geri döndürülebilir, tersine çevrilebilir · Reversibly Geri döndürülebilir biçimde, tersine çevrilebilecek şekilde · Revitalising Canlandırıcı, yeniden hayat veren, dinçleştirici · Revival Yeniden canlanma, diriliş · Revive Canlandırmak, yeniden canlandırmak · Revolution Devrim · Revolutionise Kökten değiştirmek, devrim yaratmak, çığır açmak · Rigorous Titiz, sıkı, kesin ve dikkatli · Rigorously Titizlikle, sıkı bir şekilde, en ince ayrıntısına kadar · Root out Kökünü kazımak, tamamen ortadan kaldırmak · Roughly Yaklaşık olarak, kabaca · Rule out Göz ardı etmek, ihtimal dışı bırakmak, elemek · Run into (sorun, güçlük) ile karşılaşmak · Run out Tükenmek, bitmek · Run out of Tükenmek, bitmek · Rush into (bir işe, karara) aceleyle girişmek, düşünmeden dalmak

S 119 kelime

Sacrifice Feda etmek, kurban etmek · Salient En belirgin, göze çarpan, en önemli · Sanction Yaptırım (çoğunlukla çoğul: sanctions) · Scale back Küçültmek, (büyüklüğünü/kapsamını) azaltmak, daraltmak · Scale down (boyut, miktar, kapsam) küçültmek, azaltmak, ölçeğini düşürmek · Scale up (Üretimi, projeyi, deney kapasitesini) Büyütmek, ölçeğini artırmak. · Scarcely Neredeyse hiç, güçlükle, pek az · Scarcity Kıtlık, yetersizlik, azlık · Scatter Dağıtmak, saçmak, serpmek · Sceptical Şüpheci, kuşkulu · Sceptically Şüpheyle, kuşkuyla, şüpheci bir biçimde · Scrupulously Titizlikle, son derece dikkatli bir şekilde, dürüstçe · Secretively Gizlice, gizli saklı biçimde, ketum bir şekilde · Seek out Arayıp bulmak, özellikle aramak, peşine düşmek · Segregation (ırk, cinsiyet vb. temelinde) ayrı tutma, ayrım · Selfishly Bencilce, bencil bir şekilde · Sensation His, duyum (fiziksel) · Sensitive Duyarlı, hassas · Sentence (mahkeme) mahkûm etmek, hüküm giydirmek, ceza vermek · Sentiment Duygu, his · Separate Ayırmak · Separately Ayrı ayrı, ayrı olarak, bağımsız olarak · Separation Ayrılma, ayrılık, ayrım · Set aside (para, zaman) ayırmak, bir kenara koymak · Set back Geciktirmek, sekteye uğratmak, geri bırakmak · Set forth (Fikir, kural vb.) öne sürmek, açıklamak, ortaya koymak · Set off Yola çıkmak, tetiklemek (alarm, olay vb.) · Set up Kurmak, düzenlemek, hazırlamak · Settle (anlaşmazlık, sorun) çözmek, halletmek · Settle down (bir yere) yerleşmek, düzenli bir hayata geçmek · Severe Şiddetli, ağır, ciddi · Severely Ciddi biçimde, ağır şekilde, şiddetle · Severity Şiddet, ağırlık, ciddiyet (bir durum, hastalık vb.) · Shortcoming Eksiklik, kusur, zaaf, yetersizlik · Significant Önemli, kayda değer, anlamlı · Significantly Önemli ölçüde, ciddi biçimde · Signify Anlamına gelmek, göstermek, işaret etmek · Similarly Benzer şekilde, aynı biçimde · Simultaneous Eş zamanlı, aynı anda olan · Simultaneously Aynı anda, eş zamanlı olarak · Single out (Grup içinden) seçip ayırmak (genellikle eleştirmek veya övmek için) · Slightly Biraz, hafifçe, azıcık · Slow down Yavaşlamak · Smoothly Sorunsuz, aksamadan · Solitary Yalnız, tek başına (yaşayan) · Solution Çözüm, çare · Sovereignty Egemenlik, hükümranlık · Sparingly İdareli, tutumlu biçimde · Sparsely Seyrek, seyrek olarak, dağınık biçimde (nüfus, bitki örtüsü vb.) · Speciality Uzmanlık alanı, ihtisas · Speculate Tahminde bulunmak, (hakkında) varsayımda bulunmak · Speculation Tahmin, varsayım, spekülasyon · Speed up Hızlandırmak · Spiritual Manevi, ruhsal · Split up (bir çift, grup) ayrılmak, dağılmak · Spontaneously Kendiliğinden, kendi kendine · Sporadically Ara sıra, tek tük, düzensiz aralıklarla · Spread Yayılmak, yaymak · Spread out Yayılmak, dağılmak · Stable İstikrarlı, sabit, dayanıklı · Stagnation Durgunluk, duraklama, gelişmeme · Stamp out (Kötü bir şeyi/hastalığı) kökünü kazımak, yok etmek · Stand for Temsil etmek, anlamına gelmek · Stand out Göze çarpmak, dikkat çekmek · Statement Açıklama, beyan, ifade · Steadily İstikrarlı biçimde, düzenli olarak, sürekli (artarak/azalarak) · Stem from -den kaynaklanmak, -den ileri gelmek · Step down İstifa etmek, görevi bırakmak · Stimulate Teşvik etmek, canlandırmak · Strict Katı, sıkı, sert · Strictly Kesinlikle, tam anlamıyla, sıkı bir şekilde · Strike against -e çarpmak, -e vurmak · Stringent Sıkı, katı, zorlu (kural, yasa, kriter vb.) · Stringently Sıkı bir şekilde, katı kurallarla · Strive Çabalamak, uğraşmak, gayret etmek · Strongly Güçlü bir şekilde, kuvvetle, şiddetle · Structure Yapı, yapılanma · Submission Sunma, teslim (belge, başvuru, ödev) · Subscription Abonelik, üyelik · Substantial Önemli, büyük, epeyce · Substantially Büyük oranda, esaslı bir şekilde · Substantiate Kanıtlamak, somutlaştırmak, doğruluğunu ispatlamak · Substitute İkame, yerine geçen şey/kişi, muadil · Substitute for -in yerine kullanmak/koymak (substitute A for B) · Substitution Yerine koyma, ikame, değiştirme · Subtle İnce, hemen fark edilmeyen, güç algılanan (ama önemli) · Subtly İnce bir şekilde, fark edilmeyecek biçimde, üstü kapalı olarak · Succession Art arda gelme, ardışıklık, silsile · Successive Ardışık, art arda gelen, birbirini izleyen · Suddenly Aniden, birdenbire, ansızın · Sufficiency Yeterlilik, yeterli miktar · Sufficient Yeterli, kâfi · Sufficiently Yeterince, yeterli düzeyde · Superficial Yüzeysel, sığ, üstünkörü · Superficially Yüzeysel olarak, sadece görünüşte · Superfluous Gereksiz, fazla, lüzumsuz · Superiority Üstünlük · Supervision Gözetim, denetim, nezaret · Support Desteklemek, doğrulamak · Supposedly Güya, sözde, iddiaya göre, sanıldığına göre · Suppress Bastırmak, önlemek, gizlemek · Suppression Bastırma, engelleme, durdurma · Surmount Yenmek, üstesinden gelmek, aşmak · Surpass Aşmak, geçmek, geride bırakmak · Surplus Fazlalık, artan miktar (bütçe, gıda vb.) · Surrender Teslim olmak · Susceptibility Yatkınlık, duyarlılık, hassasiyet (hastalık, etki vb.'ne karşı) · Susceptible (to) Yatkın, kolay etkilenen, hassas · Suspect (bir şeyin olduğundan) şüphelenmek, sanmak · Suspend Askıya almak, geçici olarak durdurmak · Suspension Askıya alma, geçici durdurma · Suspicion Şüphe, kuşku · Suspicious Şüpheli, kuşku uyandıran · Suspiciously Şüpheyle, kuşkuyla · Sustain Sürdürmek, devam ettirmek, ayakta tutmak · Sustainable Sürdürülebilir · Sustainably Sürdürülebilir biçimde, sürdürülebilir şekilde · Swiftly Hızla, çabucak, süratle · Switch on (cihaz, ışık vb.) açmak, çalıştırmak

T 45 kelime

Tackle (Sorunla) başa çıkmak, ele almak, üstesinden gelmeye çalışmak · Take away Alıp götürmek, ortadan kaldırmak, elinden almak · Take down Yazmak, not almak, kaydetmek · Take in (besin, oksijen vb.) almak, alımını yapmak · Take off Havalanmak · Take on Üstlenmek (sorumluluk/iş) · Take over Devralmak, kontrolü/yönetimi ele geçirmek · Take up (yer, zaman) kaplamak, almak · Tangible Somut, hissedilir, maddi · Tap into (Bir kaynaktan, enerjiden veya bilgi birikiminden) Faydalanmak, kullanmak, erişim sağlamak. · Target Hedef almak, hedeflemek · Tear apart Parçalamak, paramparça etmek · Tedious Sıkıcı, usandırıcı, tekdüze · Temporarily Geçici olarak, bir süreliğine · Temporary Geçici, kalıcı olmayan · Temptation (bir şeyi yapma) isteği, dürtüsü · Tendency Eğilim, meyil · Tentatively Geçici olarak · Terminal (hastalık) ölümcül, tedavisi olanaksız, son evrede olan · Termination Sona erdirme, sonlandırma, fesih · Thorough Kapsamlı, ayrıntılı, etraflı · Thoroughly Etraflıca, tamamen, titizlikle, iyice · Threat Tehdit · Threaten Tehdit etmek · Threatening Tehditkâr, tehdit edici · Threshold Eşik, başlangıç noktası, sınır · Throw away Atmak, çöpe atmak · Thrust on (birine bir şeyi, istemediği hâlde) zorla yüklemek, dayatmak · Tightly Sıkıca, sıkı bir şekilde · Trail Patika, yürüyüş yolu · Trait Özellik, nitelik (özellikle kişilik ya da kalıtsal özellik) · Transient Geçici, kısa süreli, kalıcı olmayan · Transition Geçiş, geçiş süreci · Transmission (hastalık) bulaşma, yayılma · Transmit (hastalık) bulaştırmak, geçirmek · Transparent Saydam, şeffaf · Treatment Tedavi · Trigger Tetiklemek, neden olmak · Triumph Zafer, büyük başarı · Trivial Önemsiz, değersiz, ufak tefek · Turn down Reddetmek · Turn in Teslim etmek, vermek (ödev, rapor) · Turn into …e dönüşmek, …e dönüştürmek, …hâline gelmek/getirmek · Turn out (Beklenmedik bir şekilde) sonuçlanmak, ...olduğu ortaya çıkmak · Turn over (birine, bir makama) devretmek, teslim etmek

U 37 kelime

Ubiquitous Her yerde bulunan, yaygın · Ultimately Nihayetinde, sonunda · Unacceptable Kabul edilemez · Unambiguously Açık ve net bir şekilde, tek anlamlı biçimde · Unanimously Oy birliğiyle, hep bir ağızdan · Unattainable Ulaşılamaz, erişilemez, elde edilemez · Unbearably Dayanılmaz biçimde, çekilmez derecede · Uncertainty Belirsizlik · Uncompetitive Rekabet gücü düşük, rekabet edemeyen · Unconsciously Bilinçsizce, farkında olmadan, bilinçdışı olarak · Unconvincing İnandırıcı olmayan, ikna edici olmayan · Undeniable İnkâr edilemez, yadsınamaz, tartışılmaz · Undeniably İnkâr edilemez biçimde, kuşkusuz, tartışmasız · Undermine Sarsmak, zayıflatmak (temelden bozmak) · Underpinning (kuramsal, düşünsel) temel, dayanak, altyapı · Underscore Vurgulamak, altını çizmek · Undertake Üstlenmek, yürütmek, gerçekleştirmek (bir işi, araştırmayı) · Unequivocally Açıkça, şüphe bırakmadan, kesin ve net bir şekilde · Uneven Düzensiz, eşit olmayan, dengesiz · Unevenly Eşit olmayan biçimde, dengesiz şekilde, düzensizce · Unexpectedly Beklenmedik biçimde, umulmadık şekilde · Unfeasible Uygulanamaz, yapılamaz, gerçekleştirilemez · Unintelligible Anlaşılmaz, anlaşılamayan · Uniquely Benzersiz biçimde, eşsiz şekilde · Uniqueness Benzersizlik, eşsizlik, biriciklik · Unnecessary Gereksiz, lüzumsuz · Unprecedented Eşi benzeri görülmemiş, önceden yaşanmamış · Unprofitable Kâr getirmeyen, kârsız, zarar eden · Unrelated İlgisiz, alakasız, bağlantısız · Unreliable Güvenilmez, güvenilir olmayan · Unresolved Çözümsüz, çözülmemiş, çözüme kavuşturulmamış · Unstable İstikrarsız, dengesiz · Unsustainable Sürdürülemez, sürdürülebilir olmayan · Urgency Aciliyet, ivedilik · Urgently Acilen, ivedilikle, derhâl · Utilisation Kullanım, kullanma, yararlanma · Utilise Kullanmak, yararlanmak, faydalanmak

V 27 kelime

Vague Belirsiz, muğlak, açık olmayan · Vaguely Belirsizce, hayal meyal · Vain Boş, beyhude, sonuçsuz (çaba, umut) · Validate Doğrulamak, onaylamak, geçerli kılmak · Validation Doğrulama, geçerliliğini kanıtlama · Validity Geçerlilik · Variable Değişken, değişebilen · Variably Değişken biçimde, farklı farklı, duruma göre değişerek · Variance Farklılık, değişkenlik · Variety Çeşitlilik, çeşit · Various Çeşitli, türlü türlü · Vehemently Şiddetle, sert bir şekilde (savunma/reddetme) · Versatile Çok yönlü, birçok işe uygun · Viability Uygulanabilirlik, yapılabilirlik · Viable Uygulanabilir, yapılabilir, geçerli · Vigorous Güçlü, kuvvetli, dinç · Violate İhlal etmek, çiğnemek (yasa, kural, hak) · Violation İhlal, çiğneme · Virtual Sanal · Virtually Hemen hemen, neredeyse (aslında) · Visibility Görünürlük · Visible Görünür, görülebilir · Vital Hayati, çok önemli, zorunlu · Vividly Canlı bir şekilde, açık seçik, net olarak · Volatile Değişken, dengesiz, istikrarsız · Vulnerability Hassasiyet, kırılganlık, savunmasızlık · Vulnerable Hassas, savunmasız, (zarar görmeye) açık

W 15 kelime

Ward off Defetmek, uzak tutmak, önlemek · Warrant Gerektirmek, haklı kılmak, (bir şeye) değer olmak · Weak Zayıf, güçsüz · Weakness Zayıflık, güçsüzlük · Wear out Aşınmak, eskimek, yıpranmak · Widely Yaygın olarak, geniş çapta · Widespread Yaygın, geniş çaplı, yaygınlaşmış · Wilful Kasıtlı, bilerek yapılan · Willing İstekli, gönüllü, hevesli · Wind up Kendini bir durumda/yerde bulmak · Wipe out Yok etmek, kökünü kazımak, silip süpürmek · Withdraw Geri çekmek, geri çekilmek · Withdrawal Geri çekilme, çekilme · Work out (bir çözüm, plan) bulmak, geliştirmek · Worsen Kötüleşmek, ağırlaşmak

Y 1 kelime

Yield Üretmek, sağlamak